Röportör: Ceren Merve Karaca
Bir Tübitak 3501 projesi- İstanbul Bilgi Üniversitesi
Senem Kobya ile çeviri sektörünün genel durumu ve makine çevirisi teknolojilerinin kullanımının çeviri sektörüne etkileri üzerine bir mülakat gerçekleştirdik. Kobya, çeviri sektöründe yaşanan büyüme, istihdam durumu, makine çevirisi kullanımının yoğun olarak kullanıldığı alanlar gibi konularda bilgi verdi.
Öncelikle, Kobya uluslararası verileri dikkate alarak yaptığı değerlendirmede çeviri sektörünün son yıllarda büyüme kaydettiğini ve giderek küreselleşen dünyada artan ticari ilişkilerle çeviriye duyulan ihtiyacın da arttığını belirtiyor.
“Pandemi döneminde çeviri sektörünün küçüleceğinden korkulmuştu aslında, fakat şu anda bu söz konusu değil. Özellikle makine sonrası çevirmenlik, yani düzeltmenlik ve teknoloji tabanlı bakıldığında çok çok daha, %30’lar, %40’lar bandında bir artış ve pazar payı büyümesi bekleniyor. Yine uluslararası verilere baktığımda benim gördüğüm, tercümanlık ve çevirmenlik faaliyetleri bir sonraki 20 yılda en gözde 20 meslek arasında yer alıyor. Çünkü iletişim gelişiyor, yani küreselleşme arttıkça insanlar arası etkileşim artıyor. Tüketici araştırmalarında da şöyle denir: ‘Kullanıcıların, son kullanıcıların %40’ı, %50’si yani yarı yarıya yakın bir oranı eğer bir ürün içeriği anadillerinde yazılmadıysa onu almaktan kaçınıyorlar ya da hiç almıyorlar.’ Bu durumda, yani ticari mantıkla çeviriyi düşündüğümüz zaman markaların mutlaka anadil yerelleştirmesi yapmaları söz konusu oluyor. Bu yüzden ticaret arttıkça ve ülkeler arasındaki sınırlar ortadan kalkmaya başladıkça – tabii ki fiziksel sınırdan bahsetmiyorum – ticari sınırlar azalıyor, daha az görünür oluyor. O yüzden çevirinin de çok önemli hale geleceğini düşünüyorum.”
Kobya, bu koşullar altında çevirmenlere duyulan ihtiyacın da arttığını ve bu artışın gelecek yıllarda da devam edeceğini ifade ediyor.
“Doğrudan istihdam dairelerinin yaptığı araştırmaları okuduğum zaman, bu alanlardaki iş alımın ve kaliteli personele olan ihtiyacın az önce de bahsettiğim gibi % 18 – % 20 daha da artacağı bekleniyor. Yani sadece mevcut durumun korunmasından ziyade, tercüman istihdamı daha da artacak.”
Kobya, yaratıcı yerelleştirme ve multimedya çevirilerinde büyük bir artış gerçekleşeceğini öngörüyor. Bunun nedeni olarak da firmaların tanıtımlarını yapmak için sosyal medya kanallarına kayması ve kullandıkları tanıtım videolarını mali kaygılarla altyazı çevirilerinden yararlanarak farklı ülkelerde yayınlamayı tercih etmelerinden bahsediyor.
“Eskiden bir firma kendisini tanıtmak istediğinde bir gazete ilanı çıkıyordu. Fakat şu anda gazete ilanı kalmadı. Bir firma kendisini tanıtacaksa YouTube reklamı gibi kısa videolarla ya da Instagram, TikTok gibi yerlerde kendi firmasını gizli veya görünür şekilde tanıtacağı video projelerine giriyor. Eskiden ülkeye özgü reklamlar çekilirdi, tam o ülkenin dilinde, fakat şimdi mesela YouTube reklamları kullanılıyor. Genelde bir tane reklam yapılıyor. O reklam altyazı ile birçok ülkede yaklaşık aynı anda çıkıyor, çünkü bütün dillere özgü yeniden bir reklam çekmenin maliyeti, kurgusu, prodüksiyonu çok çok fazla. O yüzden altyazı ile daha global bir hale geldiği için bu şekilde ilerleniyor. Özellikle multimedya çevirilerinin bu yüzden çok çok artacağını düşünüyorum ben. Yaratıcı yerelleştirmenin de eş zamanlı olarak artacağını düşünüyorum, çünkü artık dikkat çekici sloganlar bularak tüketicinin ilgisini çekmek durumundasınız. Özetle yaratıcı yerelleştirme ve multimedya çevirisinin artacağını düşünüyorum. Bütün yaptığım araştırmalar da bu yönde.”
Kobya, çeviri sektöründe makine çevirisi teknolojilerinin kullanımının yurtdışında Türkiye’ye kıyasla çok daha yaygın olduğunu, özellikle teknik çeviri alanında otomotiv gibi sektörlerde yoğun olarak kullanıldığını ifade ediyor. Türkiye’de ise makine çevirisi alanında ilerlemeye odaklanan birkaç firmanın olduğunu ekliyor.
“Makine çevirisinin yurtdışında çok kullanıldığını biliyorum, özellikle en başarılı olduğu alan olan teknik çeviride artık kurumların da kullandığını, mesela otomotiv sektöründe çok kullanıldığını veya makine ile ilgili işler yapan tüm sektörlerde artık şirketin içerisinde kullanıldığını görüyorum. Çeviri işletmelerinde ise, Türkiye’de benim gördüğüm, bu alanda ancak 4-5 firmayız. Yani makine çevirisine gerçekten yatırım yapan, ilgilenen, bu konunun altyapısı ile uğraşan ve bunu kendimize daha kaliteli çeviri için kullanan 4-5 firmayız.”
Kobya’ya göre makine çevirisinin sağladığı en önemli avantaj hızlı çeviri yapma imkânı sunması. Özellikle dikkatli ve nitelikli çeviri sunmanın gerekmediği durumlarda daha düşük maliyetle ve daha hızlı bir şekilde yapılabilen makine çevirilerinin tercih edildiğini söylüyor.
“Gerçekten çok büyük bir ivme sağlıyor hızda. Rahatlıkla 3-4 katına çıkartıyor diyebilirim. Bir de bazen firmanın stratejik bir dokümanı olmuyor, sadece metni anlaşılır kılmak istiyor. Yani ‘Burada ne yazıyor?’ demek istiyor. Onun için de bir uzmanlık alanı çevirisi kadar bir bütçesi olmayabiliyor. Onlar için çok büyük bir kolaylık sağlıyor.”
Öte yandan, Kobya çeviri sektöründe makine çevirisinin niteliğinin ve kullanımının doğru anlaşılamadığını düşünüyor. Makine çevirisinin sektör genelinde hâkim olan algının aksine, çevirmen müdahalesi ve kontrol süreçleri olmadan belirli çeviri programları vasıtasıyla kolayca çeviri sunmak anlamına gelmediğini vurguluyor.
“Bence sektör makine çevirisini sadece Google Translate zannediyor. Siz makine çevirisi ile bir şey sunduğunuz zaman, ücretsiz bir çeviri programı ile size sadece enter’a basacakmışsınız gibi bir şey sunduğumuzu düşünüyorlar. Böyle değil aslında. Yani biz makine çevirisinde pre-edit yapıyoruz, makine çevirisini zaten sürekli olarak besliyoruz, çıktığında düzelti süreçleri oluyor. Yani asla ücretsiz bir çeviri programından ‘tıkla gelsin’ gibi bir şey değil. Bence bu doğru anlatılmadığı için son tüketiciye çok kavram kargaşası var.”
Makine çevirisi teknolojilerinin kullanımının çevirmenlerin yerini alıp almayacağına dair tartışmalara yönelik olarak Kobya, makine çevirisi sürecinde insan çevirmenlere daima ihtiyaç olduğunu, dolayısıyla makine çevirisinin çevirmenlerin yerini alamayacağını düşünüyor. Bu bağlamda, makine çevirisi teknolojilerinin kullanımının çevirmenlerin vasıfsızlaşmasına değil, makine çevirisi teknolojilerinin gerektirdiği yeni vasıfları edinmelerine neden olduğunu savunuyor.
“Bence yeni vasıflar edinmeye yol açıyor. Ben makine çevirisinin çevirmen yeteneğini körelttiğini düşünmüyorum, çeviriye yardımcı olduğunu düşünüyorum. Yani çevirinin makine çevirisi çıktısıyla bittiğini asla düşünmüyorum. Çeviri bittikten sonra kesinlikle ve kesinlikle tekrar bir editör gözüyle metnin okunması gerektiğini düşünüyorum. O yüzden ben makine çevirisinin çevirmenlerin ne yerini alacağını düşünüyorum ne de bu işi ellerinden alacağını düşünüyorum. Sadece bu iş tamamen % 100 hale gelene kadar çevirmene her zaman ihtiyaç olacağını düşünüyorum. Çevirmenin de kendini evrimleştirebileceğini düşünüyorum. Yani sonuçta hesap makinesi icat oldu diye matematikçilerin işi bitmedi. Makine çevirisi icat oldu diye bizim işimizi bitirecek anlamına gelmiyor bu. Biz kendimizi sektörde daha farklı konumlandırabiliriz. O yüzden çevirmenin herhangi bir yeteneğinin ya da becerisinin köreldiğini düşünmüyorum. Hatta ona çok yardımcı olabildiğini düşünüyorum.”
Kobya günümüzde makine çevirisinin kullanımında, çevrilecek metnin öneminden kaynaklanan belirli sınırlar olduğunu da ekliyor. Politika, tıp, hukuk gibi alanlarda kritik öneme sahip kaynakların çevirisinde makine çevirisinin güvenilir çeviri sunamayacağını, dolayısıyla insan çevirmenlerin çeviri sürecinde vazgeçilmez olduğunu ifade ediyor.
“Stratejik konularda, mesela Birleşmiş Milletler’de insanların kaderi tartışılırken bir otomasyon tarafından çıkmış, yani bir robot tarafından yapılmış bir çeviriye ne kadar güvenebilirsiniz? Hukukta ne kadar güvenebilirsiniz? Tıpta ne kadar güvenebilirsiniz? İşin, çevirinin kullanımdaki önemi arttıkça orada güvenebileceğiniz, yani otomasyonla karşılayacağınız çeviri sayısının çok azalacağını düşünüyorum. Ha mesela şirket içi bir eğitimdir, ne anlaşılıyor burada, yani ne deniyor burada, farklı dilden diye, anlaşılır olsun yeterse evet, orada kullanılabilir. Ama önemli olan herhangi bir şeyde yine bir uzmana başvurmak şart. Her konuda olduğu gibi. Uzmanın da makineler değil insan olacağını düşünüyorum ben. Makinelerden çok farklı düşünüyoruz henüz. Gelecekte olacakları ise beraber göreceğiz.”
Bunun yanı sıra edebi çevirilerde makine çevirisi teknolojilerinin edebi metinlerin ruhunu yansıtmakta yetersiz kalacağını, dolayısıyla edebiyat alanında makine çevirisinin şimdilik başarılı sonuçlar veremeyeceğini belirtiyor.
“Edebi çevirilerdeki makine çevirisi süreçlerini çok merak ediyorum ve takip etmeye çalışıyorum. Bazen çok başarılı sonuçların da olduğunu gözlemliyorum ama bu alanda uzun vadede yine bir yardımcı araç olarak kullanılacağını düşünüyorum. Yapay zekanın gelişimi de ile doğru orantılı bu durum. Farklı bir açıdan anlatmaya çalışayım, belki gözümüzde daha iyi canlanır. Makine çevirisinin daha “soğuk” çeviriler için daha uygun olduğunu düşünüyorum. Böyle tarif ettiğim için üzgünüm, ama gri, soğuk, tekdüze, rutin şeyler için daha başarılı sonuçlar vereceğini düşünüyorum çünkü bir veri ile beslenmeli sonuçta ve matematik ve kodlama temelli ama edebi çevirilerde anlamın bağlamın kırk çeşit rengi var, bir kristale vurmuş gökkuşağı gibi, henüz onun bütün renklerini hakkaniyetle verebileceğini düşünmüyorum.”